1/6/2009 · Kategori: Ruyalar

Çocuklar Neden Kabus Görür?




Kabus bozukluğu her yaşta ortaya çıkabilen, ancak en yaygın olarak 3-5 yaşları arasında görülen ve genellikle rüya uykusu denilen dönemde ve uykunun ikinci yarısında ortaya çıkan ve herhangi bir dış etken olmadan korkutucu rüyaların görülmesi sonucu uyanmaya yol açan bir bozukluktur.


Bu bozukluk toplumda % 5 oranında görülmektedir. Cinsiyetler arasında bir fark yoktur. Çocuklukta başlayan bu bozukluğun oranı gittikçe azalır ve büyük bir kısmı ergenlik döneminde ortadan kalkar. Özellikle okul öncesi dönemde ortaya çıkması çocuğun bu yaşlarda gerçek ile fantezi ve rüyayı birbirinden ayıramamasına ve fantezilerin, korkuların , hayali şeylerin yanlış anlaşılmasına bağlanmaktadır. Ergenlik döneminde ve erişkinlikte ortaya çıkarsa daha çok psikolojik faktörlerle ilişkilidir.

Kabuslarda genellikle saldırılma korkusu, düşme ve ölümle ilgilidir. Genellikle tekrarlayıcı nitelik taşırlar. Canavarlar, ve başka korkutucu figürler çocukluk kabuslarında ön plandadır. Çoğunlukla saldırıya uğrarlar, vurulurlar, korku ve çaresizlik içindedirler. Çocuk uyandıktan sonra ağlamaklı, panik halindedir. Kalp çarpıntısı, hızlı soluk alıp verme ve terleme vardır. Rüyanın içeriğini çocuk hatırlar ve dil gelişim düzeyine göre hatırlayıp anlatır. Henüz konuşamayan çocukların kabus gördükleri davranışlarından anlaşılabilir. Uyanır uyanmaz bilinci yerine gelir ve uyanık olur.Nöbet geçtikten sonra çocuk uykuya dalar. Gece uyanmaları ve kabus görme korkusu nedeni ile uykuya dalamayabilir ve uykusuzluk görülebilir. Çocuk bu nedenle yalnız uyumak istemeyebilir. Bazı çocuklar sürekli aynı korkutucu rüyayı görürken, bazıları farklı korkutucu rüyalar görebilirler. Kabus bozukluğunda uyurgezerlik, uykuda konuşma, gece ıslatması ve uykuda korku denilen bozukluklar sık görülür.

Büyük yaşam travmaları genellikle kabus oluşumu ile ilişkilidir ve ruhsal stresler atak sayısını arttırmaktadır. Yaygın anksiyetesi olanlarda daha sık görüldüğü belirtilmektedir.Ayrıca bazı ilaçlarda kabus oluşumuna neden olabilir.

Kabus bozukluğunun ne zaman başladığı, ne sıklıkta olduğu, bu dönemde hastanın yaşamında bir sorun olup olmadığı, kullanılan bir ilaç olup olmadığı, ergen veya daha ileri yaşlarda ise ayrıca alkol veya uyuşturucu kullanımı olup olmadığıda araştırılmalıdır. Çoğunlukla uykuda korku bozukluğu ile karıştırılabilir.Çünkü bu bozuklukta da uykuda korku ile uyanma söz konusudur.

Bu durum çoğunlukla herhangi bir psikopatoloji olmadan görülür. Çocuğu, korktuğu bazı şeyler ve durumlardan uzak tutmak faydalı olabilir.Kabus sıklığına ve şiddetine göre bazı ilaçlar kullanılabilir. Yetişkinlerde psikoterapi faydalı olabilir. Birlikte başka bozukluklar varsa ( ilaç kullanımı, depresyon, uyuşturucu) bunların tedavi edilmesi gerekir.

Dr. Mazlum Çöpür
Çocuk - Ergen ve Yetişkin Psikiyatrisi Uzmanı

Çocuk ve kabus

28 aylık bir kızım var. Bundan 3 ay kadar önce televizyonda gösterilen korku filminin birazını seyretti ve o gece bir kabus ile uyandı. Bir hafta sonra başka bir kabus ile uyandı ama bu sefer onu kendi yatağında uyutmak mümkün olmadı. Şimdi 2-3 gecede bir kabusla uyanıyor, kendi yatağına gitmek istemiyor ve en önemlisi uyku vakti geldiğinde hırçınlaşıp uyutmamıza karşı çıkıyor. Serra Y.-Kocaeli

Serra Hanım;
hemen hemen bütün çocuklar çocukluk çağları boyunca arada sırada kabus görürler. Genellikle 2 yaş civarında başlayıp 6 yaşına kadar sürer. Nedeni kesin bilinmemektedir. Buna karşın anne-babanın, çocuğa, çevresinde nelerin olup bittiğini anlatması; çocuğun yaşadığı etraftan kaynaklanan stres ve endişeyi azaltacağından kabusların son bulmasında fayda sağlar. Kabuslar, çocuk hafif uykudayken ortaya çıkar. Çoğu çocuk, kendilerinin bağırmalarına, çırpınmalarına veya hareketlerine uyanır, ki bu da korkuyu iyice artırır. Çocukların kabus görme sıklıkları birbirinden farklı olup; bazıları yılda bir iki kabus görürken, diğerlerinde bu hal daha sık olabilir.

Kabuslar genellikle dönem dönem ortaya çıkarlar; bazen birkaç hafta her gün üst üste kabus gören çocuk, daha sonra belki bir yıl başka kabus görmez. Peki neler yapabiliriz? Aşağıda, Arkansas Üniversitesi Çocuk Hastanesi'nden önerilen bazı ipuçlarını bulacaksınız: Çocuklarınızın korkutucu ya da vahşet içeren filmler, diziler seyretmesine engel olun. Çocuklarınızın kabus görebileceğini bilerek hazırlıklı olun, böyle bir durum için aklınızdan neler yapacağınıza dair bir plan oluşturun. Çocuğunuz gece korku ile uyandığında ağlamasını duyacak uzaklıkta olun; yatak odalarınız uzak ise çocuk telsizi kullanabilirsiniz. Böyle bir durumda çocuğun anne babasının rahatlatmasına ihtiyacı vardır; elden geldiğince hızlı olun. Yanında oturun. Odasına gittiğinizde hâlâ uyuyor ise uyandırmanız gerekmez ama uyurken bile onu okşayıp yatıştırıcı konuşmalarınız çocuğunuzu rahatlatacaktır. Kendini güvende hissedip korunacağını bilmesi çok önemlidir.

Sakin ve yumuşak bir tonda konuşun; ona uyumasının hiç de korkulacak bir şey olmadığını söyleyin. İsterse yanında kalabileceğinizi bilmesi daha çabuk uykuya dalmasına yardımcı olacaktır. Sükûnetinizi koruyun; anne-babasının telaş ve korkusunu hissetmek onun endişesini daha da arttıracaktır. Onunla kabus hakkında konuşun. Çocuklar rüyalarını hatırlayabildiklerinden; konuşabilecek yaşta olanlarla rüyalarını tartışın, komik taraflarını vurgulayın, hatta mutlu sonlar üretin. Ama konuşmak istemeyenleri de zorlamayın. Bunlara karşın, kabus gören çocuğunuzu kendi yatağınıza almayın ya da onun yatağında yatmayın. Bu; ona kendi yatağında korkulacak bir şey olduğu mesajını verir, anne-baba yatağında yatmak gibi sonradan kırması zor bir alışkanlığa dönüşebilir.

Çocuğunuza, gördüğü rüyanın gerçek olmadığını ya da sadece bir rüya olduğunu söylemenin bir faydası olmayacaktır. Çünkü gördükleri onlar için son derece gerçektir. Bunun yerine, rüyanın ne olduğunu anlatmak ve herkesin gördüğünü söylemek daha yararlı olacaktır. Sağlıkla kalın...
Çocuklar Neden Kabus Görür?

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

31/5/2009 · Kategori: Ruyalar

 

Uyku Nedir?


Uykunun sebebi veya fonksiyonu bilinmemektedir. Chicago üniversitesi uyku araştırmalarından Allan Rechtschaffen uykunun hiç bir fonksiyonu olmadığını tespit etmiştir. Adale yorgunluklarının azalmasına rağmen vücudun dinlenmesi için uykuya ihtiyacı olmadığını söylemiştir. Çünkü vücudumuzdaki hücrelerin kendi kendilerini tamir etme yeteneği vardır. Araştırmacıların tespitlerine göre bu esnada faaliyetten uzak olmasına, ya dinlenme veya uyku durumunda bulunmasına da gerek yoktur. Uyku sırasında alınan EEG kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde beyinde faaliyetsizlik görülmemiştir. İngiltere Milli Fizik Laboratuarı Kompütür bilimleri bölümünde psikolog araştırmacı Dr. Evans'a göre uykunun tek maksadı rüya görmemiz için, zemin hazırlamasıdır. Stanford Tıp Merkezi Uyku Kliniği doktoru Dr.William Dument'in görüşüne göre ise; rüya görmek son derece önemlidir. Rüyalar fiziki dengenin oluşmasını sağlanmaktadır. Temple Üniversitesinden Koruyucu ilaç profesörü Dr.Fred.Rofers uykunun aktif hayattan tamamıyla uzaklaşmak olmadığını,bilakis yavaşlayan kalp de dahil olmak üzere uzuvlarımızın değişik bir tip yaşayış durumuna girdiğine inanmaktadır. Fakat yinede aklımıza şu sorunun gelmemesi mümkün değil. Uyku geceye ait bir alışkanlık olabilir mi? Uyku araştırmacılarının babası olarak bilinen Nathaniel Klietman uyku haline geçebilmek için bir faaliyet sisteminde kritik bir seviyenin altında şiddetli bir durum olması gerektiği inancındadır. Bütün kainata ölçülü bir hareket,yani ritim hakimdir. Med-Cezir, güneş ve ayın doğup batmaları,mevsimler,dünyanın ekseni etrafında dönmesi ve daha pek çok düzenli ve maksatlı hareketler hep bu ritmi bize gösterirler.

Dr.Franz Halberg normal durumda ve 24 saatlik bir periyotta meydana gelen değişmeler için "circation" kelimesini kullanmıştır. Vücut dengesi zamana bağlı ritim değişmeleriyle sağlanır. Azalarımızın ritminin en kifayetsiz olduğu anlarda uyku bastırır.Gecenin ilk uyku dönemine hızlı olamayan göz hareketi manasına gelen "NREM-non Raped Eye Movement" denilmektedir Vücüdün dinlendiği en sakin uykudur bu.Nefesimiz düzgün ve sakindir. EEG kayıtları ve beyin faaliyetleri düzgün ve imtiyazlıdır.Horlamada bu uyku döneminde vuku bulur. Hızlı göz hareketi denilen (REM Ropel Eye Movement) faal uyku halidir.Vücut hareketsiz olmakla beraber yüzde ve parmak uçlarında düzensiz hareketler vardır.
rüya tabirleri
Horlama kesilir.Nefes düzensiz haldedir.Yani hızlı ve yavaş arasında ritim değişikliği görülür.Bazılarının kanaatlerine göre REM uyku hali değil bir çeşit sara nöbetidir. Gece uykumuzun 1.5 ile 2 saati REM uykusudur.NRAM ve Rem dereleri 70 ile 110 dakika arasında değişir.Ortalama 90 dakika olarak kabul edilmektedir. Ruhi depresyon geçirenler REM uykusu olmadığı sürece kendilerini daha rahat hissederler. Rüya görme hadisesi ekseriye REM döneminde olmaktadır.Pek çok kişi yatıştırıcı ve uyku verici ilaçları almalarına rağmen REM döneminde faal uyku halinden kurtulamazlar. Halbuki alınan ilaçlarda Rem'i tamamen veya kısmen ortadan kaldırılması aranmaktadır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

31/5/2009 · Kategori: Ruyalar

 

Rüya ve İslam


İslam âlimlerinden bazıları rüyanın, rüya melekleri tarafından gösterildiğine inanırlar. Bunun da insana rüyasında refâkat eden rüya meleklerinin, insan ruhuna refâkat ederek değişik yerlere götürülüp gezdirilmesi şeklinde olduğunu söylerler. Bu seyahat sırasında ruhun gördüğü olaylar, akıl veya zihin olarak tabir edilen hafıza tarafından kaydedilir, sonra yeri ve zamanı geldikçe veya uyandıktan sonra bir şekilde hatırlanır.

Rüya hakkında hemen herkes bir şeyler söylemiş ve özellikle İslam alimleri, rüya tabircileri ve filozoflara varıncaya kadar herkes, rüya üzerine değişik yorumlar yapmışlardır. Burada Risale-i Nur külliyatından Mektubat isimli eserde geçen ve üstat Bediüzzaman'ın naklettiği güzel bir rüyayı ve rüyalara ait bazı ilmi gerçekleri ifade eden bir bölümü nakletmek yerinde olacaktır. Şöyle ki:

"Bir zaman kalp ehli iki çoban varmış. Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar. Kaval tabir ettikleri düdüklerini, o süt kâsesi üzerine uzatmışlardı. Birisi "Uykum geldi." deyip yatar. Uykuda bir zaman kalır. Ötekisi yatana dikkat eder, bakar ki; sinek gibi bir şey, yatanın burnundan çıkıp, süt kâsesine bakıyor ve sonra kaval içine girer, öbür ucundan çıkar gider, bir geven altındaki deliğe girip kaybolur. Bir zaman sonra yine o şey döner, yine kavaldan geçer, yatanın burnuna girer; o da uyanır.

Der ki: "Ey arkadaş! Acayip bir rüya gördüm." O da der: "Allah hayır etsin, nedir?" Der ki: "Sütten bir deniz gördüm. Üstünde acayip bir köprü uzanmış. O köprünün üstü kapalı, pencereli idi. Ben o köprüden geçtim. Bir meşelik gördüm ki, başları hep sivri. Onun altında bir mağara gördüm, içine girdim, altın dolu bir hazine gördüm. Acaba tabiri nedir?" Uyanık arkadaşı dedi: "Gördüğün süt denizi, şu ağaç çanaktır. O köprü de, şu kavalımızdır. O başı sivri meşelik de şu gevendir.O mağara da, şu küçük deliktir. İşte kazmayı getir, sana hazineyi de göstereceğim." Kazmayı getirir. O gevenin altını kazdılar, ikisini de dünyada mesut edecek altınları buldular.

İşte yatan adamın gördüğü doğrudur, doğru görmüş, fakat rüyada iken ihatasız olduğu için tabirde hakkı olmadığından, âlem-i maddî ile âlem-i manevîyi birbirinden fark etmediğinden, hükmü kısmen yanlıştır ki, "Ben hakikî maddî bir deniz gördüm." der. Fakat uyanık adam, âlem-i misal ile âlem-i maddîyi fark ettiği için tabirde hakkı vardır ki, dedi: "Gördüğün doğrudur, fakat hakikî deniz değil; belki şu süt kâsemiz senin hayaline deniz gibi olmuş, kaval da köprü gibi olmuş ve hakeza..." Demek oluyor ki; âlem-i maddî ile âlem-i ruhanîyi birbirinden fark etmek lâzım gelir. Birbirine karıştırılsa, hükümleri yanlış görünür. Meselâ: Senin dar bir odan var; fakat dört duvarını kapayacak dört büyük âyine konulmuş. Sen içine girdiğin vakit, o dar odayı bir meydan kadar geniş görürsün. Eğer desen "Odamı geniş bir meydan kadar görüyorum", doğru dersin. Eğer "Odam bir meydan kadar geniştir" diye hükmetsen, yanlış edersin. Çünkü âlem-i misali, alemi hakikiye karıştırırsın."

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

31/5/2009 · Kategori: Ruyalar

Rüyalar kayıt edilebilir mi?

RÜYA ELEKTRONİK CİHAZLARLA TESBİT EDİLEBİBİLİR Mİ? Dr. Kleitman, uykularını müşahede altında tuttuğu kimselerin (EEG) elektroensefalogranik ve (EKG) elektrokardiagramlarını cihazlarla tespite başladı. Bu çalışmaların sonucunda; rüyanın varlığına delil olarak gösterdiği göz hareketlerine , heyecana bağlı kalp atışlarını da ilave etmiş oldu.
EEG'nin verdiği sonuç oldukça dikkat çekiciydi. Rüyanın başladığı andan itibaren, ağır bir ahenk içinde devam eden uyku halini gösteren çizgiler ritmik bir hal alıyor, uyanıklık halindeki şekilleriyle cihazın kağıt şeridi üzerine kaydoluyordu.
Sekiz kişi üzerinde yapılan bu deneyler on gün devam etti. Her defasında elektronik cihazın kaydettiği eğri büğrü çizgiler dikkatle incelendi. Ve şu sonuca varıldı: Rüya, uykunun yüzde yirmilik bir bölümünü teşkil etmektedir. Bu durumda ; sekiz saat uyuyan bir insanın uykusunun ilk saati ağır ve rüyasız geçmektedir. Bundan sonraki on dakika içinde rüya görülmekte ve sonra yine bir buçuk saat sürecek ağır uyku devresi başlamaktadır. Sonra yirmi dakikalık bir rüya ve yine bir buçuk saatlik ağır uyku...
Uykunun bundan sonraki kısmında ise otuz dakikalık bir rüya faslı daha vardır.
Nihayet yine uyku ve onu da uyanma takip eder.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

31/5/2009 · Kategori: Ruyalar

 

Rüya ile Amel edilir mi?

İnsanın sorumlu olduğu saha vardır. Bu da uyanıklık halidir. Yani insan uyanıklık halinde sorumludur, uyanıklık haricinde uyku ve baygınlık gibi yaptığı işlerden sorumlu tutulmamıştır. Dolayısıyla insan rüyasında yaptığı iş ve davranışlardan, söylediği sözlerden sorumlu değildir. Hatta bir insan rüyasında dinden çıkacak kelimeler söylese dinden çıkmış sayılmaz. Konuya bu açıdan baktığımızda ister olumlu ister olumsuz manada rüyalarla gelen haberler objektif bir değer ifade etmez. Bağlayıcı bir delil kabul edilemez. Rüya yorumunda rüyanın iyi ve isabetli yorumlanması esastır. Bundan dolayı da ruya yorumlayacak kişinin ehil olması şarttır. Rüyada Kur'an ve Sünnete aykırı ,ters bir durum olduğu takdirde bununla amel edilmesi mümkün değildir. Mesela rüyanızda size bir insanı öldürmeniz emrediliyorsa veya intihar etmeniz isteniyorsa bununla amel etmek söz konusu olamaz. Çünkü bir insanı öldürmek ve intihar etmek Kur'an-ı Kerimde ve Sünnette haram kılınmıştır. Bu rüyayı bir insan defalarca aynı şekilde görse yine de gördüğü rüyayla amel edemez ve Kuran ve Sünnet dışına çıkamaz. Kuran ve sünnette tespit edilen hükümler doğrultusunda amel etmek zorundadır. Bu gibi örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Bununla beraber, rüyaların mübah meselelerde, rüyayı görene münhasır kalmak şartıyla, yönlendirici bir fonksiyonunun olduğu da kabul edilebilir. Yalnız bunun bile Kur'an ve sünnette ictihad edilerek çıkarılmış bir hüküm ölçüsünde ağırlığının olduğu söylenemez.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Güzel insanlar toplulugu
||2009Arşivi ||Trsitesi|| Sanasevdam||Güzel Blog|| Arembi|| Amcamız|| Limon Forum|| MahzunKalp|| Sende Ekle|| Merak Et|| Toplis Ekle|| Dostlar Yeri||
Sitenizesayac.com